“Güven” ve “O An”
Mutlu huzurlu yaşarken bir anda sevdiğin birinin seni aptal yerine koyduğunu arkandan tonla iş çevirdiğini öğrenirsin.. ve o an.. kendini aptal gibi hissedersin.. aslında ‘o an’ a kadar aptal yerine konuluyor olsan da bunun farkında olmadığın için herşey yolunda gidiyor sandığın için çok mutlusundur. Ama ‘o an’ yok mu ‘o an ‘ dünyan başına yıkılır… sadece ‘o an’ olmaz o zaman.. sonrası da biter.. geleceğe dair ne varsa hepsi alt üst olur.. ‘güven’ yerle bir olur.. sanki herkes aynı şekilde yaşatacakmış gibi gelir sana.. güven yıkılır bakışlar sahte gelir sözlerde başka şeyler ararsın.. yeni bir oyun mu yoksa bu sefer her şey yine aslında olması gerektiği gibi mi diye sorar durursun.. ve çok yorulursun..
hayat bu kadar acımasız işte.. güvenini aldılar mı elinden bir kere artık herşeye herkese mesafeli olmaya karar verirsin.. istesen de bir türlü eskisi gibi olamazsın.. tüm gücünü buna harcarsın bazen ama aynı şey önüne çıkacak diye tir tir titrersin.. hayat dersin dalga mı geçiyorsun benimle.. ben artık kimseye güvenemicek miyim??
en son ne zaman birine sonsuz güvendim.. aptal yerine konduğumu anladığım o dakikaya kadar mı? sonra bakarsın ki gerçekten hayatın kendisi bir oyun, sen de öteki de beriki de hepimiz de birer oyuncu.. kiminin rolü kandırmaksa -ama kendi seçtiği rol- kiminin de bundan habersiz kandırılmak.
O yüzdendir ki Mevlana büyük üstad der :
“Allah (c.c) der ki:
Kimi benden çok seversen onu senden alırım.Ve onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım. Ve mevsim geçer gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile gün gelir el olur. Aklın şaşar dostun düşmanın olur. Düşman kalkar dostun olur.
Öyle garip bir dünya.. Olmaz dediğin ne varsa olur. Düşmem dersin düşersin. Şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya; öldüm der durur ama yine de yaşarsın.”
Vel hasıl-ı kelam: Allah şaşırtmasın, dostunu düşmanını bildirsin, güven yıkacak olaylar başa getirtmesin.











































